top of page
  • Ronit Asa

Dilimizin Bize Oynadığı Oyun

Aromaların ve renklerin ve seslerin bolluğu ,damak zevkinizi ve yeme dürtünüzü uyandırır. Aç olalım olmayalım bizi otomatik olarak yemeye dürterler. Farkına bile varmadan günlük kalori ihtiyacımızın üçte ikisini içeren büyük boy öğünü mideye indirmiş oluruz hatta başlagıçta aç bile değilizdir. Bu günler hatta haftalar boyu tekrar tekrar yaşandığında keyifli bir yemek anı olarak başlayan şey hayatımızın geri kalanını etkileyebilecek bir kilo sorunu haline gelir. Bize sunulan paketli yiyeceklerin içerisinde yüksek oranda tuz şeker ve yağla tatlandırılmış pek çok gıda bulunmaktadır. Gün geçtikçe bu tür gıdaları tükettikçe artık dilimizde ki tat tomurcukları bu kadar yoğun aromalara alışır. Bu aromalardan daha azını bulunduran yiyeceklere karşı hissizleşmeye ve o gıdaların tadını alamamaya başlarız. Bu sefer daha az tuzlu, daha az şekerli veya daha az yağlı gıdaları beğenmemeye başlarız. Bunu kolaylıkla sizde evde deneyimleyebilirsiniz. Şeker oranı yüksek bir şekerleme , çikolata veya kurabiye tükettikten sonra bir meyve tüketmeye çalışırsanız meyvenin tadını almamaya başlarsınız. Meyve artık sizi tatmin etmemeye başlar. Bu yüzden dilinizi dinlendirmeniz ve tekrardan dilinizi doğal tatlara alıştırmanız gerekir yoksa sizin için sağlıklı beslenmek zaten bir işkenceye dönüşmüş olur. Sağlıklı beslenme programına başlamadan önce paketli gıda tüketim sıklığınıza göre bir kaç hafta dilinizi bu aromalardan temizlemeniz gerekir.

Davranışsal nöro bilim, beslenme ve psikoloji alanlarında yapılmış araştırmalar yağ,tuz ve şeker içeriği zengin besinlerin zevk duygusuyla bağlantılı olan dopaminin salımını uyararak beynin kimyasını değiştirdiğini anlatır. Yağı,şekeri ve tuzu yüksek yiyecek ve içecekler arzulamamızın nedenlerinden biri budur çünkü bu besinler tatmin edicidir. İdeal olan ,dopamin salgısının bizi ayakta ve mutlu tutacak ölçülü seviyelerde olmasıdır ve daha sonra ani düşüşe yol açacak kadar yoğun olmamasıdır. Diyelim ki yağlı bir yiyecek tükettiniz böylece beyninize daha fazla dopamin salgılaması için işaret verdiniz ve kısa süreli bir keyif patlaması yaşadınız. Sadece arada sırada yapılan bu tip kaçamaklar sorun yaratmaz. Ama aşırı şekerli, yağlı, tuzlu gıda tüketiminde aşırıya kaçarsanız beyin kimyanız bozulmaya başlar. Beyniniz yavaş yavaş dopamini başlangıçtaki gibi düzenli üretmek yerine dopamin seviyesini hızla yükselten o gıdaları bekler. Sonuç olarak vücut dopamin eksikliği hissetmeye başlar ve bu yokluğu telafi etmek için giderek daha fazla miktarlarda dopamin ihtiyacı duyarak bu tip gıdalara bağımlı hale gelir. Zamanla , eskiden tek bir gıda dopamini yükseltmeye yeterken bir süre sonra dopamini yükseltmek için daha fazla gıdaya ihtiyaç duymaya başlarsınız. Bu bir kısır döngü haline gelir ve artık daha az yağlı yiyeceklerden tatmin olmamaya başlarsınız. Bu yüzden bir anda değişim beklemeyin çünkü siz istesenizde bozulmuş beyin kimyanız buna izin vermez. Bu yüzden sağlıklı beslenmek bir süreçtir ve kendinize zaman tanımanız gerekir.


1 görüntüleme0 yorum

Comments


bottom of page